Burnu Düzelttik Peki Ya Kafadaki Burun?

Rinoplasti ameliyatlarından sonra, özellikle de revizyon rinoplasti ameliyatlarından sonra nadir olmayarak normal bir buruna sahip olmasına rağmen mutsuz olan hastalar görebilmekteyiz. Peki nedir bunun sebebi, burnundaki problemler çözüldükten sonra bir hasta neden hala mutsuz olduğunu ifade eder? 

Revizyon rinoplasti ve özellikle de tekrarlayan revizyon rinoplasti ameliyatlarını çok yapan, bu konuda tecrübeli bir hekim olarak, bu durumu ve gözlemlerimi şu şekilde açıklayabilirim. Beynimizin korteksi, tıpkı bir coğrafi haritada illerin sınırlarının belli olduğu gibi çeşitli fonksiyonlar için farklı alanlara bölünmüştür. Örneğin beynimizin arka kısmında yer alan oksipital korteks daha çok görme fonksiyonu, yan taraflardaki temporal korteks işitme fonksiyonu, ön tarafta yer alan frontal korteks ise entelektüel işlemlere ayrılmıştır. Beynimizin bu şekildeki yapılanması, yaşam boyu aynı ve  sabit kalmamaktadır. Kişinin  ilgi alanları ve yaptığı mesleğe göre beynindeki bu haritalanma değişiklik göstermektedir. Yani Beynimiz esnek  bir yapıya sahiptir. Örneğin bir futbolcunun beyninde ayakların kontrolünü sağlayan bölgeler genişlemekte, elleriyle çalışan bir sanatkârda ellerin fonksiyonlarını yöneten alanlar genişletmekte, parfümeride çalışan kişide koku alanları, gurmelerde de tat alanları genişlemektedir. 

Rinoplasti özeline dönecek olursak konuyu, bir örnekle izah edebiliriz. Dört kez burun ameliyatı olmuş bir hastayı ele alalım. Bu hastanın hayatının en az on yılı burnundaki sorunlarla ilgilenmek, ameliyat olmak, iyileşmek, takiplere gitmek, tekrar ameliyat olmak gibi işlerle uğraşmakla geçmiştir.  Hal böyle olunca uzun yıllar burun sorunlarla boğuşmuş ve uğraşmıştır. Bu şekilde uzun süre burnuyla meşgul olmak zorunda kalan hastalarda burna karşı beyinde artmış bir dikkat söz konusu olur. Normalde burnumuz kanamadığı, tıkanmadığı veya akmadığı zamanlarda gün içinde hiç aklımıza gelmez. Fakat bu hastalar evde, arabada ve gittikleri her yerde fırsat buldukça aynalara bakıp burunlarını defalarca kontrol ederler. Normalde bir burunda sorun olarak görülmeyen birçok şeyi kafalarına takar ve gözlerinde büyütürler. Hayatlarındaki bütün olumsuzlukların kaynağının burunları olduğunu düşünürler. Çoğu zaman bu nedenle cerrahlara baskı yapıp maalesef tekrar tekrar ameliyat da olabilirler. Bu hastalarda burna karşı oluşmuş olan bu takıntı ve dikkat artışının nedeni, uzun yıllar süren burun gündeminin, beyindeki burun ile ilgili nöronları ve alanları genişletmesidir. Bu da hastanın burnunu zamanla hayatının merkezine oturtmasına sebep olur. Bazen simetrisine takılır, bazen kalkıklığına, bazen düşüklüğüne, bazen büyüklüğüne takılır, bazen küçüklüğüne… 

İşte bu sebepten ötürü, bu tür tekrarlayan burun ameliyatları geçirmiş bazı hastalar,  normal ve problemsiz bir burna kavuşmalarına rağmen  mutsuz bir şekilde bize başvurabilmektedirler. Bu hasta grubu rinoplasti sonrası yönetimi en zor olan hasta grubudur. Normal bir burunla mutsuz olan hastada maalesef cerrahi olarak yapılabilecek bir şey yoktur, olmamalıdır. Şunu bilmek gerekir ki normal bir burna sahip olmasına rağmen burnundan şikayetçi ve mutsuz olan bir hasta gerçekleştirilecek yeni bir ameliyatla mutlu edilemez. Bu şekilde, belki problemleri çözülmekten çok derinleşebilir. 

Peki bunun üstesinden nasıl gelinebilir, çözüm yeni bir ameliyat değilse nedir? Hastalarımızın bu konuda bilmesi gereken şudur ki, bir burun ameliyatından sonra estetik ve fonksiyonel olarak ilerleme sağlanmışsa, o ameliyat başarılı olmuş demektir. Bu çok önemli bir parametredir. Durulması gereken yerde durmayıp küçük değişimler için, “bunu da, bunu da” diyerek tekrar tekrar ameliyat olmak hem burunda estetik ve fonksiyonel olarak kötüye gidiş hem de zihinsel olarak bu konuyu bir saplantı haline getirmeyle sonuçlanabilir. Revizyon ameliyatları zor ve riskli ameliyatlardır. Küçük problemler için büyük riske sahip revizyon ameliyatlarını yapmak uygun değildir. Elbette ki belirgin estetik ve fonksiyonel problemler varsa yeni bir ameliyat yapılmalıdır. Ancak küçük değişimler için büyük risk almak doğru değildir. Değerli hastalarımıza tavsiyem, geçirdikleri burun ameliyatlarından sonra burunları daha iyi hale gelmişse, “burada dur” demeyi bilmeleridir. Bazen bu zor olabilmektedir. Ameliyattan sonra adım adım burnun gündemden düşürülmesi, akıldan uzaklaştırılması, her akla geldiğinde sarfı nazar edilmesi zamanla bu gündemi kafalarında bitirmelerine yardımcı olacaktır. Bu yolla birçok hasta bu obsesyonu kendi kendine aşabilmektedir. Ancak bazı hastalara bu yönde ne kadar telkin verilirse verilsin, burunla ilgili takıntılarının üstesinden gelememekte ve konuyu gündemlerinden düşürememektedirler. Bu hastalarımızın psikolojik destek almalarında fayda vardır. Şunu bilmeleri gerekir ki yeni bir ameliyat bu konuyla ilgili takıntıyı gidermez, belki de daha da derinleştirir.